28 Ağustos 2006 Pazartesi

Sonunda...

Dün (Pazar günü) evdeki bilgisayar ile 3 saatlik uğraş ve ardından bu sabah 08.30'dan 10.30'a kadar ofiste çabalayıp, hafif tırlatma nöbetleri geçirdikten sonra nihayet blogger ile aramızdaki problemi çözüp resimlerimi yüklemeye tekrar başladım.
Bu Pazar eşimin Formula1'de olmasından fırsat bulup bir miktar kış hazırlıklarına ayırdım günümü. "Yemek Günlüğüm"de Kış Hazırlıkları linkinde gördüğüm ve geçen sene yapma fırsatı bulamadığım kışlık menemen ve taze fasulye konservelerini hazırladım.
Konserve yapımından 1 gün önce Eminönü'ne gidip yeni kavanozlar, konservelerimi süslemek için kurdelalar vs. aldım. Eminönü'nde, Mısır Çarşısı'nda gezinmek kalabalığa ve sıcağa rağmen çok keyifliydi. Çok fazla vaktim olmadığından ve biraz da sıcak yüzünden fazla zaman geçirip Mısır Çarşısı'nın resimlerini çekemesem de kış hazırlıklarının detaylarını sizlerle ilk fırsatta paylaşacağım. Sevgilerimle... Pınar

21 Ağustos 2006 Pazartesi

Bloglardan 2 Başarılı Deneme; Cevizli Börülce Salatası & Çikolatalı Muffin

Börülce Salatası
2 hafta önce sevgili Tijen "Yeniden Burhaniye" başlıklı yazısında Kemaliye'den öğrendiği bir börülce tarifinden bahsetmişti. Sağolsun yorumlar bölümünde ben rica edince nasıl yaptığını harfi harfine de yazmış.
Zeytinyağlı börülce bizde çok gitmediğinden açıkçası pazar tezgahında börülceleri görsem de pek almaya yanaşmıyordum. Taa ki Tijen'in bu tarifine kadar. Değişik bir salata/meze tarifi arıyorsanız mutlaka denemenizi öneririm. Nefis oldu.



Tarif yorumların altında olduğundan buraya da Tijen'in aynı yazdığı şekilde kopyalıyorum.

"pinar'cigim, dün yaptigim börülce söyle idi: önce cevizleri iyice dövdüm. diyelim ki bir su bardagi. ona yarisi kadar su koyup bir kaç saat beklet. o arada börülcelerini az tuzlu suda hasla. cevizlere tuzla dövdügün 2 dis sarimsak ve sirke ekle (2-3 çorba kasigi olabilir, zevke göre) ve karistir. haslayip süzdügün börülceyi rengi parlasin diye soguk sudan geçir ve sosla karistir. orjinalinde zeytinyagi yok ama ben biraz mandalina aromali zeytinyagi koydum."

Ceviz börülceye çok yakışıyor. Sarımsak ve sirke son derece aromatik bir lezzet veriyor. Ben bu salatadan bolca hazırlayıp 1-2 akşam servise çıkardım. Ne lezzetinden ne de diriliğinden hiçbir şey kaybetmediler.

Çikolatalı Muffin



Diğer bir deneme ise Ev Cini'nin sayfalarından; "Çikolatalı Muffinler". (Bu linki tıklayarak tarife ulaşabilirsiniz.)
Tatlı konusunda çok iddialı olduğumu söyleyemem. Allahtan böyle güzel ve uygulama sonrası bu denli başarılı tarifler arada elime geçiyor da bu açığımı az da olsa kapatabiliyorum.



Ev Cini tarifi tane tane yazmış. Ölçüler ideal. Pişirme süresini aynen yazıldığı gibi 190 derecede (turbosuz fırın için) 25 dakika olarak tuttum. Çikolataları Ev Cini'nin tarifin sonuna eklediği nota uyarak bütün halde kek hamuru arasına koydum. Fırına girmeye hazır kağıt kek kalıpları kullandım. Keki ısırdığınızda içinden akan çikolatanın tadına doyum olmuyor.
Ancak bir dahaki sefere bu kalıpların bulabilirsem bir küçüğü ile deneyeceğim bu tarifi.
Sevgiler, Pınar

Közlenmiş Patlıcan Salatası


Yemek etkinliklerine çok istesem de hep bir sebeple bir türlü katılamamıştım. Bu nedenle 13. "Salata YE!" konulu etkinliğe katılmayı çok arzu ettim ve önceden hazırlık bile yaptım. Yazın bu sıcak günlerinde sık sık yaptığım ve yiyenlerin çok beğendiği közlenmiş patlıcan salatası bu etkinliğe çok yakışır diye düşünerek bir kaç gün öncesinden bu etkinlik için yazımı hazırladım ve geçen Salı gönderilmek üzere draft olarak kaydettim. Fotoğraflar zaten hazırdı. Zira o kadar çok yapılıyor ki bu salata Küçük Evin Mutfağı'nda, ben de fotoğraflarını çekmeden duramıyorum.

Ancak gelin görün ki evdeki hesap her zaman çarşıya uymuyor. Sevgili Pınar B. K.'nın yorumlarında değindiği şu "aileyi büyütme" çalışmalarımız zaman zaman zor dönemeçlerden geçiyor. Geçen hafta bazı sağlık sorunları nedeniyle 1 hafta izin aldım. Bu arada Küçük Evin Mutfağı'na boş vakitlerimi ayırmayı planlamıştım. Zira bu küçük mutfak her daim rahatladığım, huzur bulduğum bir köşe olmuştur benim için. Ancak maalesef evdeki ADSL bağlantımız arızalandığı için geçen hafta izinli olduğum süre boyunca evden hiçbir şekilde internete bağlanamadım. Yemek Etkinliği de, sizler için hazırlıklarını yaptığım diğer yazılar da draft'larda bekledi 1 haftadır.

Kısmet bugüne imiş...

Közlenmiş Patlıcan Salatası

Malzemeler
2 adet büyükçe taze bostan patlıcanı
1 adet kırmızı soğan
2 adet domates
yarım demet maydonoz
zeytinyağ, limon, tuz


Yapılışı
Bostan patlıcanlarını iyice yıkadıktan sonra kabuklarını soymadan çiçek yağ ile her tarafını yağlayıp, fırınınızın en üst derecesinde közlenmeye bırakın.
Kırmızı soğanları piyazlık doğrayıp, bol tuzla ovun ve acısı çıkınca suyla yıkayıp süzmeye bırakın.
(Soğanları salataya ilave ederken elinizle fazla suyunu sıkın)
Domatesleri küçük küçük doğrayın. Maydonozları kıyın.
Patlıcanlar iyice közlendiğinde elinizi yakmamaya dikkat ederek, saplarından tutarak bıçakla kabuğunu bir yüzünden ortadan ikiye kesin ve bir kaşık yardımıyla içlerini çıkarın.
Sıcakken keskin bir bıçak yardımıyla ince ince kıyın.
Közlenmiş patlıcanı ılındığında diğer malzemeyle birlikte karıştırın. Zeytinyağ, tuz ve limon ile tadlandırın. Afiyet olsun....

7 Ağustos 2006 Pazartesi

Bahçede 2 kişilik barbekü

Sadece salata, köfte ve sosis. Fazlası yok. Çünkü yediklerimiz üstümüzde kalıyor. Sıcaklar da öyle bir bastırdı ki zaten yemek insanın içinden gelmiyor.


Son zamanlarda sıkça yaptığım patlıcan salatası sofranın ortasında. Tarifini "Salata YE!" etkinliğine saklıyorum. Havada yaprak kıpırdamıyor. Allahtan ateşin başında ben değilim.


Ben ne mi yapıyorum??? Bir elimde fotoğraf makinası bir elimde bir kadeh şarap, bir yandan kıkırdayıp bir yandan aşçının fotoğraflarını çekiyorum.

10 Temmuz 2006 Pazartesi

Kabak ve Kırmızı Biber Dolması

Geçen hafta pazardan aldığım top kabakları (Papatya Girit'te böyle kabaklar olmadığını bildirdikten sonra artık Girit Kabağı yerine "top kabak" ismini kullanıyorum) ile güzel bir dolma yaptım. Dolapta kalan 2-3 adet kırmızı dolmalık biberi de kalan içle doldurup kabaklar ile birlikte pişirdim. Hazırladığım dolma içini tam malzemeleri ile veriyorum. Ancak yaklaşık yarıya yakın bir kısmı arttı. Ben de bir dahaki dolmalarımda hazır kullanmak üzere deep freeze'e kaldırdım. Siz isterseniz bu dolma içini kullanacağınız kabak/biber miktarını artırarak da değerlendirebilirsiniz.

Malzemeler
4 adet top kabak / 3-4 adet kırmızı biber
yarım demet maydonoz
1 demet dereotu
2 adet irice soğan
yarım bardaktan biraz fazla pirinç
2 adet iri domates (rende için) 1 adet domates (dilimlemek için)
250-300 gr dana kıyma
tuz, karabiber,
1 çorba kaşığı salça & 1,5 bardak su
İsteğe bağlı: 2 çorba kaşığı tereyağ ve 1 tatlı kaşığı nane

Yapılışı
Kabakların tepesini şapka gibi kesin ve içlerini oyun. Ben kabakların dış kısımlarını Hatice'den fikir alarak limon kabuğu doğrayıcısı ile çizdim. Siz isterseniz patates soyacağının tırtıklı kısmı ile hafifçe kazıyabilirsiniz.
Kırmızı dolmalık biberlerin çekirdeklerini çıkartın.
Soğanı rendeleyin ya da mutfak robotunda iyice doğrayın. Domatesi de aynı şekilde rendeleyin. Pirinci ılık suyla iyice yıkayın. Ayıklanmış ve yıkanmış dereotu ve maydonozu ince ince kıyın.
Tüm malzemeyi tuz ve karabiber ilavesiyle karıştırın. Hazırladığınız kabak ve biberleri bu içle doldurun. Üstlerine 1'er dilim domates, kabaklara ayrıca kestiğiniz şapkalarını koyun ve tencereye dizin.
1,5 bardak suda salçayı ezerek dolmaların üzerine dökün ve önce kaynayana kadar orta ateşte daha sonra hafif ateşte pişirin.
İsterseniz biir cezvede tereyağını köpüğü gidene kadar kızdırıp nane ilave ederek hazırlayacağınız sosu dolmaların üzerine gezdirerek nefis bir lezzet elde edebilirsiniz. Afiyet olsun...

4 Temmuz 2006 Salı

Mutfakta desarj olmak...


Hayatta dertler de, mutluluklar da hep ard arda geliyor. Ne zaman bir sıkıntım olsa "çok şükür sağlığımız yerinde, tek önemli olan bu" diyerek kendime güç veriyorum. Nasıl olsa dünyevi tüm dertler bir gün geçiyor, hayat normale dönüyor. Kendi kendime verdiğim bu telkinler beni ayakta tutsa da sanmayın ki üzülmüyor, üstünde durmuyor, kendime dert etmiyorum. Mümkün mü???
Böyle dönemlerde beni mutlu edecek ne varsa onu yapıyorum. Mutfağım bunların başında geliyor. Ocakta tüten yemek ya da fırında pişen ekmek mis gibi kokusuyla ruhumu da dinginleştiriyor sanki. Bazen kendimi dışarı atıyorum. Denizi görmek hep rahatlatmıştır beni mesela. Gerçek dostlarla birlikte olmak da bir başka. Bazen telefonla bile ulaşmak yetiyor. İnsan insanın acısını alıyor zira.

İşte böyle günlerden birinde kendimi işten gelip mutfağa attım. Mümkün olduğunca hafif ama keyifli küçük bir menü hazırladım. Nasıl kendimi kaptırmışsam 1 saatte herşey hazırdı:-)))

Burası bizim mutfak balkonumuz. İki kişilik masamız biraz küçük ama bize yetiyor doğrusu.
Sofrada büyük kasede gördüğünüz karışık yeşilliklerle yaptığım salata. Tuzla ovduğum ve yıkayıp iyice süzdüğüm kırmızı soğanlar salataya çok yakıştı. Çok yaptım galiba derken 2 kişi bir çırpıda tükettik koca kase salatayı.
Pazarda taze Yalova enginarlarlarını görünce dayanamayıp hemen almıştım. Her zamanki enginar tarifim yine mükemmel bir sonuç verdi. Denemediyseniz mutlaka deneyin derim.



Ana yemek tavuk-pilav. Patates, sarımsak ve defne yaprağı ile haşladım tavuğu. Hafif, lezzetli bir o kadar da pratik bir çözüm arıyorsanız ideal oluyor. Yanına da istek üzerine (!!!) domatesli pilav pişirdim. Tarifini pilavlar-makarnalar linkinde bulabilirsiniz.

Mutlu ve huzurlu günler, Pınar

1 Temmuz 2006 Cumartesi

İstanbul sıcakları...

Karagözümle bakışıyoruz. Ben yazımı yazıyorum, o bana bakıyor:-)

Mutfak camımı süsleyen gardenya, fesleğen ve karagöz saksıları arasında bir yarıştır gidiyor. Ama bu aralar Karagöz tüm hünerini ortaya serdi. Pembe çiçekleri ile fesleğenlerin arasında nefis görünüyor. Küçük Evin Mutfağı'ndan yeni haberleri yazarken sanki onlarda beni izliyorlar bir yandan.

Bir yandan yazıyor, bir yandan da kahve mi içsem, çay mı diye düşünüyorum. Birazdan pazara gidilecek. Bol sebze meyve alınacak. Sıcakta gözümde büyüse de 2 haftadır marketten aldığım hiçbir sebzeden pazardan aldıklarım kadar memnun kalmadım.

Yaz güneşi tüm kızgınlığı ile kavurmaya başladığından beri bloglarda da bir sessizliktir gidiyor. Bu aralar bizim sokak bile bomboş, kimsecikler olmayınca hayat da olmuyor. İnsanlar, sokak satıcıları, çocuklar hayat veriyor sokağımıza.

Galiba ben bu sene ilk defa kışı özlüyorum...

.......
...........
.................


Pazardan kan ter içinde geldik. Gittiğimize fazlasıyla değdi. Yukarıda gördüğünüz girit kabakları ve kırmızı biberler dolma yapılmak üzere alındılar. Geçenlerde Portakal Ağacı'nda Hatice'nin girit kabaklarıyla yaptığı nefis dolmaların resimlerine hayran kalmıştım. Bir kez denedik ve bizim de çok hoşumuıza gitti. İlk defa bu sene pazarda da rastladım girit kabaklarına ve dayanamayıp aldım birkez daha.

(Hatice'nin girit kabaklarıyla yaptığı dolma tarifine buradan ulaşabilirsiniz. )


Bu patlıcanlar salata için. Ocak üstünde közlenecekler, kabukları soyulup ince ince kıyılacaklar. Kabukları soyulmuş ve küçük küçük doğranmış domates, biber ve tuzla ovularak acısı alınmış kırmızı soğanla karıştırılıp zeytinyağ ve limonla tadlandırılacaklar. Biraz da ince kıyılmış maydonoz. Mmmmm...



Biberler ise turşuluk. Turşu tarifini ölçüleriyle vermek biraz zor benim için zira hep göz kararı ölçüsüyle yapıyorum ama
kullandığım malzemeleri sıralayabilirim fikir vermesi açısından;
Kavanoza göre göz kararı sirke, göz kararı tuz ve bu sene ilk defa deneyeceğim bir miktar suda eritilmiş limon tuzu. Sarımsak ve defne yaprakları çeşnilendirmek için. En üstte bağlanmış bir demet maydonoz. Ahh bir de turşuluk kornişon ya da acur bulabilseydim pazarda nefis olacaktı ama bir dahaki sefere artık.


Sevgiler,
Pınar