24 Şubat 2011 Perşembe

Tarçınlı Un Kurabiyesi

Malzemeler
1 paket oda sıcaklığında margarin (Ben margarin kullanmadığım için 3/4 paket tereyağı kullandım)
1 çay bardağı sıvıyağ
2 yumurta
1 paket kabartma tozu
1 su bardağı pudra şekeri
4 su bardağı un
1 tatlı kaşığı tarçın
Ceviz (İsteğe bağlı)

Yapılışı
Tüm malzemeleri derin bir kapta karıştırıp yoğurun. Kıvamlı yağlı bir hamur elde edeceksiniz. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp avucunuzda yuvarlayın ve üstünü hafifçe bastırın. (Ben biraz fazla bastırmışım. Siz çok yassıltmayın.) İsterseniz ortasına ceviz de koyabilirsiniz. 200 derece fırında hafifçe pembeleşene kadar pişirin. Afiyet olsun. Pınar

18 Şubat 2011 Cuma

En Son Ne Zaman Cicimama Yediniz?



Evde küçük bir çocuğunuz varsa ve bu ufaklık anne ve babasının aksine yemek konusunda son derece seçici ise ona birşeyler beğendirmek için uğraşıp duruyorsunuz. Onun sevdiği şeyleri bulup, pişirip, beğenisine sunmak aslında keyifli oluyor. Asıl ödül onun pişirdiğiniz şeyi beğenip takdir ettiği zamanlar. Nasıl bir haz tari'f edilemez.
Anneannem zaman zaman bayat ekmekleri yumurtaya bulayıp yağda kızartırdı. Biz buna  cicimama deriz. Bayıla bayıla yerdim. Ben de geçenlerde Arda için denedim. Maalesef bizimkine beğendiremedim. Kalan cicimamaları ben yemek zorunda kaldım:-) Şimdi ben bu yazıyı yazarken Arda yanımda oturuyor. Resmi gösterip "yer  misin sana cicimama yapayım mı?" diye soruyorum. "Yok sağol anne " diye cevap veriyor.-) Pınar

Posted by Picasa

16 Şubat 2011 Çarşamba

Mısır Şurubu Gerçeği


Son zamanlarda kamuoyunda sıkça tartışılan mısır şurubu ile ilgili bugün internette biraz araştırma yaptım. Zira konuyu televizyonda takip etme imkanı bulamamıştım.
Aşağıda verdiğim link Doğader'in konuyu kısaca özetleyen bir haberini içeriyor. İlgileniyorsanız siz de okuyun.
 Bazen özellikle misafir beklediğim veya Arda'nın doğum günü gibi özel günlerde evde oturup saatlerce hazırlık yaptığım zamanlarda  zaman zaman "niye evde uğraşıyorum ki? nasıl olsa herşeyin hazırı var, hem de gayet güzel" diye düşünmüyor değildim. Ama ne kadar iyi yapıyormuşum. İyi ki mutfağımı seviyor, iyi ki evde yapıyorum tatlıları, pastaları. Ne yediğimizin artık daha fazla farkında olmalıyız. Pınar

http://dogader.org/index.php/bilgi/562-misir-surubu-iceren-gidalar-kanser-yapiyor

15 Şubat 2011 Salı

Yeniden Merhaba!

İki seneye yakın bir aradan sonra Küçük Evin Mutfağı'nda yepyeni bir sayfa açıyorum. Oğlumuz Arda artık 3 yaşında. Okula başladı ve bu bana hergün bir yarım günlük müsait zaman sağlıyor. Bu boş zamanı biraz da blogumla paylaşarak değerlendirme fikri artık hayata geçmeye hazır.

Yazılarıma ara verdiğim dönemde biraz rutine giren tarif-yorum-cevap şeklini biraz değiştirmeye karar verdim.. Küçük Evin Mutfağı'nın bundan sonra sadece yemek tarifleri ağırlıklı değil, biraz daha fazla hayatla bağlantılı ve güncel olmasını planlıyorum. Bu sayede ben de kendimi daha güncel, daha aktif ve araştırmacı olmaya teşvik etmiş olacağım. Çünkü insan kendini daima geliştirmek istiyor. Bir noktada uzun zaman asılı kalmak bir süre sonra köreltiyor insanı. Malum hayat bir hayli zor zaten. Yaşamın içinde her zaman var olan keyifli anları kaçırmamak, hatta azıcık keyif almak için bile ekstra çaba sarf etmek durumdayız artık. Hayat zorsa biz de daha azimliyiz. Herşeye rağmen hayattan aldığımız büyük küçük hazlar bu azmi canlı tutuyor. Bunun tam tersi olan senaryo bardağın diğer boş olan tarafı.aslında  Ama ben bu sayfalarda dolu tarafına katkıda bulunmak için yazıyorum.

Küçük Evin Mutfağı'nın yeni bir yüzü var artık. Umarım bu yeni halini seversiniz.
Yukarıda gördüğünüz  resim ise köyümüze (!!! bu konudan yakında bahsedeceğim) giden yolda geçen sene çekildi. Bana geçen sonbaharda ailece yaşadığımız güzel günleri hatırlatıyor. Yeni bir başlangıç için bundan daha iyisini bulamazdım sanırım.

Hepinizi sevgiyle tekrar selamlıyorum. Tanrı'nın ışığı kalbinizde olsun. Sevgilerimle, Pınar

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Küçük Evin Mutfağı'nda biraz mola zamanı...

Küçük Evin Mutfağı'na yazdığım ilk günden beri bana ait bazı detaylara dikkat etmeye çalıştım. Örneğin verdiğim tüm tarifler mutlaka denenmiş ve beğeni kazanmış olmalıydı. Ölçüler önemliydi. Hatta pek çok tarifin ölçülerini göz kararı kullandığım için bu sayfalara geçiremediğim oldu.
Hayatımdan, zevklerimden gerçek fotoğraflar ve yazılar ekledim. Abartı ve özentiden kaçındım.
Tariflerimi deneyerek sofrasına benden birşeyler katanlar beni heyecanlandırdı. Dünyanın çeşitli ülkelerinden aynı zevklere sahip dostlar edindim.
Oğlumun doğumu ile birlikte yazılarıma ilk günlerde olduğu kadar vakit ayırmak mümkün olamadı maalesef. Günlük rutin o kadar vaktimi alıyor ki kalan boş zamanlarımda "hiçbir şey yapmadan" koltuğuma uzanıp, kendime bir kahve yapıyor ve keyif yapıyorum. İhmal edilen bu sayfalar içimde bir yerde beni rahatsız etmiyor değil. Ancak hiçbir zaman bu sayfaları kapatmayı da düşünmedim.
Şu aralar rutin biraz önde. Yazılarımın seyrelmesinin en büyük nedeni de bu. Benzer yemekler pişiyor mutfakta. Çoğunlukla sebze yemekleri. Kıymalı olanlardan. Eeee Arda da yiyebilsin diye tabii. Hala mümkün olan her hafta pazara gidiyorum. Taze sebze meyve alıyor, pişiriyorum ama bunları sizler zaten biliyorsunuz. Küçük Evin Mutfağı bu sayfalarda kendini tekrar eden yazılarla dolmasın diye ben de bir süre yazılarıma ara vermeyi uygun gördüm.
Hayatım daimi bu rutin içinde geçmeyecek elbette. Ancak Arda daha çok küçük. Henüz 1.5 yaşında. Biliyorsunuz bu kadar küçük çocuklar rutini seviyorlar. Dolayısıyla biraz daha zamana ihtiyacımız var. Ancak hem yeni, hem keyifli, hem de heyecanlı bir dönüş bekliyor beni ve sizleri. O zamana kadar da biraz mola veriyorum. Tekrar görüşmek üzere.

Sevgiler,
Pınar

16 Mart 2009 Pazartesi

Soğuk Hava, Sıcak Ev, TV'de Ben!

Baharın başladığı, cemrelerin düştüğü bu günlerde "Kocakarı Soğukları" da kendini gösterdi. Soğuk ve yağmurlu bu günlere arabamızla ilgili problemler de eklenince son bir iki haftadır pek evden çıkamadık. Arda da ben de zaman zaman biraz sıkıldık ama gelen giden arkadaşlar sayesinde çok keyifli zamanlar da geçirdik.
Bir arkadaşımla program yaparken çoğunlukla kahvaltı saatlerini tercih ediyorum. Çünkü kahvaltı sofralarında sohbet bir başka keyifli oluyor. Bir yandan ocakta çay demleniyor, pişen ekmeğin, böreğin çöreğin kokusu evi sarmalıyor. Sofrayla mutfak arasında gidip gelmeler, boşalan dolan çaylar derken vakit nasıl geçiyor anlaşılmıyor. Tabii hal böyle olunca havanın nasıl olduğu kimsenin umurunda olmuyor.
Bu arada Kanal 1'de Emine Beder ile birlikte katıldığım Ağız Tadı programı 5 Mart Perşembe günü yayınlandı. Arkadaşım Solin ile birlikte yukarıda resmini gördüğünüz son derece mütevazi kahvaltı soframızda programı seyrettik. Ekranda kendimi bir yabancıyı seyrediyor gibi seyrettim. İnanın ekrandaki halim bana hiç mi hiç benzemiyordu:-)
Kameralar karşısında yemek pişirmek değişik, hoş bir tecrübe oldu. Herşey bir yana Emine Hanım gibi altın kalpli bir insanla tanışmak çok güzeldi. Sevgilerimle, Pınar

2 Mart 2009 Pazartesi

Sebze Dolması


Eminim sebze dolmasını sizler de çok güzel yapıyorsunuz. İçine başta nane olmak üzere çeşitli baharatlar, tereyağ ve daha pek çok değişik malzeme koyuyor olabilirsiniz. Ben son zamanlarda özellikle sebze yemeklerimi sadeleştirmeye başladım. Bunda hem değişen damak tadımızın hem de bu yemekleri Arda ile paylaşıyor olmamızın etkisi var sanırım.
Yemeklerin sadeleştikçe asıl lezzetlerini daha iyi sunduklarına inanıyorum. Sizlere de denemenizi öneririm.

Malzemeler

250 gr dana döş kıyma
1 orta boy soğan
Yarım bardak pirinç
1 demet maydanoz
Tuz, karabiber
5-6 orta boy domates
4 adet kabak
2 adet patlıcan
Sosu için: 1 tatlı kaşığı salça, 2 bardak sıcak su

Yapılışı

Tüm sebzeleri iyice yıkayalım. İlk olarak domateslerin tepelerini kapak gibi keselim ve içlerini derince bir kasenin içinde oyalım. Domateslerin suları ve çekirdekli kısımları bu kasede biriksin. Biriken iri parçaları ince ince kıyalım. Kaseye kıymayı, rendelediğimiz soğanı, yıkadığımız pirinçleri, kıyılmış maydanozu, tuz ve karabiberi ilave edip iyice karıştıralım.
Kabakların kabuklarını kazıyıp ortadan ikiye bölelim. Herbir parçanın içlerini güzelce oyalım. (Artan bu içleri mücver yaparak değerlendirebilirsiniz) Patlıcanların kabuklarını soymadan ikiye bölüp içlerini oyalım.
Patlıcan, kabak ve domateslerin içlerini kıymalı harç ile doldurup genişçe bir tencereye dizelim. İç malzemeyi çok sıkı sıkı ve dolu dolu koymamaya özen göstermeliyiz. Aksi takdirde pişince şişen pirinçler dolmanın lezzetini bozacaktır.
1 tatlı kaşığı salçayı 2 bardak sıcak suda eritip dolmaların üzerine dökelim. Dolmaları önce harlı ateşte kaynayana kadar tutup daha sonra iyice pişene kadar kısık ateşte pişirelim. Afiyet olsun. Pınar