Evde küçük bir çocuğunuz varsa ve bu ufaklık anne ve babasının aksine yemek konusunda son derece seçici ise ona birşeyler beğendirmek için uğraşıp duruyorsunuz. Onun sevdiği şeyleri bulup, pişirip, beğenisine sunmak aslında keyifli oluyor. Asıl ödül onun pişirdiğiniz şeyi beğenip takdir ettiği zamanlar. Nasıl bir haz tari'f edilemez.
Anneannem zaman zaman bayat ekmekleri yumurtaya bulayıp yağda kızartırdı. Biz buna cicimama deriz. Bayıla bayıla yerdim. Ben de geçenlerde Arda için denedim. Maalesef bizimkine beğendiremedim. Kalan cicimamaları ben yemek zorunda kaldım:-) Şimdi ben bu yazıyı yazarken Arda yanımda oturuyor. Resmi gösterip "yer misin sana cicimama yapayım mı?" diye soruyorum. "Yok sağol anne " diye cevap veriyor.-) Pınar
18 Şubat 2011 Cuma
16 Şubat 2011 Çarşamba
Mısır Şurubu Gerçeği
Son zamanlarda kamuoyunda sıkça tartışılan mısır şurubu ile ilgili bugün internette biraz araştırma yaptım. Zira konuyu televizyonda takip etme imkanı bulamamıştım. Aşağıda verdiğim link Doğader'in konuyu kısaca özetleyen bir haberini içeriyor. İlgileniyorsanız siz de okuyun. Bazen özellikle misafir beklediğim veya Arda'nın doğum günü gibi özel günlerde evde oturup saatlerce hazırlık yaptığım zamanlarda zaman zaman "niye evde uğraşıyorum ki? nasıl olsa herşeyin hazırı var, hem de gayet güzel" diye düşünmüyor değildim. Ama ne kadar iyi yapıyormuşum. İyi ki mutfağımı seviyor, iyi ki evde yapıyorum tatlıları, pastaları. Ne yediğimizin artık daha fazla farkında olmalıyız. Pınar http://dogader.org/index.php/bilgi/562-misir-surubu-iceren-gidalar-kanser-yapiyor |
15 Şubat 2011 Salı
Yeniden Merhaba!
İki seneye yakın bir aradan sonra Küçük Evin Mutfağı'nda yepyeni bir sayfa açıyorum. Oğlumuz Arda artık 3 yaşında. Okula başladı ve bu bana hergün bir yarım günlük müsait zaman sağlıyor. Bu boş zamanı biraz da blogumla paylaşarak değerlendirme fikri artık hayata geçmeye hazır.
Yazılarıma ara verdiğim dönemde biraz rutine giren tarif-yorum-cevap şeklini biraz değiştirmeye karar verdim.. Küçük Evin Mutfağı'nın bundan sonra sadece yemek tarifleri ağırlıklı değil, biraz daha fazla hayatla bağlantılı ve güncel olmasını planlıyorum. Bu sayede ben de kendimi daha güncel, daha aktif ve araştırmacı olmaya teşvik etmiş olacağım. Çünkü insan kendini daima geliştirmek istiyor. Bir noktada uzun zaman asılı kalmak bir süre sonra köreltiyor insanı. Malum hayat bir hayli zor zaten. Yaşamın içinde her zaman var olan keyifli anları kaçırmamak, hatta azıcık keyif almak için bile ekstra çaba sarf etmek durumdayız artık. Hayat zorsa biz de daha azimliyiz. Herşeye rağmen hayattan aldığımız büyük küçük hazlar bu azmi canlı tutuyor. Bunun tam tersi olan senaryo bardağın diğer boş olan tarafı.aslında Ama ben bu sayfalarda dolu tarafına katkıda bulunmak için yazıyorum.
Küçük Evin Mutfağı'nın yeni bir yüzü var artık. Umarım bu yeni halini seversiniz.
Yukarıda gördüğünüz resim ise köyümüze (!!! bu konudan yakında bahsedeceğim) giden yolda geçen sene çekildi. Bana geçen sonbaharda ailece yaşadığımız güzel günleri hatırlatıyor. Yeni bir başlangıç için bundan daha iyisini bulamazdım sanırım.
Hepinizi sevgiyle tekrar selamlıyorum. Tanrı'nın ışığı kalbinizde olsun. Sevgilerimle, Pınar
Yazılarıma ara verdiğim dönemde biraz rutine giren tarif-yorum-cevap şeklini biraz değiştirmeye karar verdim.. Küçük Evin Mutfağı'nın bundan sonra sadece yemek tarifleri ağırlıklı değil, biraz daha fazla hayatla bağlantılı ve güncel olmasını planlıyorum. Bu sayede ben de kendimi daha güncel, daha aktif ve araştırmacı olmaya teşvik etmiş olacağım. Çünkü insan kendini daima geliştirmek istiyor. Bir noktada uzun zaman asılı kalmak bir süre sonra köreltiyor insanı. Malum hayat bir hayli zor zaten. Yaşamın içinde her zaman var olan keyifli anları kaçırmamak, hatta azıcık keyif almak için bile ekstra çaba sarf etmek durumdayız artık. Hayat zorsa biz de daha azimliyiz. Herşeye rağmen hayattan aldığımız büyük küçük hazlar bu azmi canlı tutuyor. Bunun tam tersi olan senaryo bardağın diğer boş olan tarafı.aslında Ama ben bu sayfalarda dolu tarafına katkıda bulunmak için yazıyorum.
Küçük Evin Mutfağı'nın yeni bir yüzü var artık. Umarım bu yeni halini seversiniz.
Yukarıda gördüğünüz resim ise köyümüze (!!! bu konudan yakında bahsedeceğim) giden yolda geçen sene çekildi. Bana geçen sonbaharda ailece yaşadığımız güzel günleri hatırlatıyor. Yeni bir başlangıç için bundan daha iyisini bulamazdım sanırım.
Hepinizi sevgiyle tekrar selamlıyorum. Tanrı'nın ışığı kalbinizde olsun. Sevgilerimle, Pınar
20 Temmuz 2009 Pazartesi
Küçük Evin Mutfağı'nda biraz mola zamanı...
Hayatımdan, zevklerimden gerçek fotoğraflar ve yazılar ekledim. Abartı ve özentiden kaçındım.
Tariflerimi deneyerek sofrasına benden birşeyler katanlar beni heyecanlandırdı. Dünyanın çeşitli ülkelerinden aynı zevklere sahip dostlar edindim.
Oğlumun doğumu ile birlikte yazılarıma ilk günlerde olduğu kadar vakit ayırmak mümkün olamadı maalesef. Günlük rutin o kadar vaktimi alıyor ki kalan boş zamanlarımda "hiçbir şey yapmadan" koltuğuma uzanıp, kendime bir kahve yapıyor ve keyif yapıyorum. İhmal edilen bu sayfalar içimde bir yerde beni rahatsız etmiyor değil. Ancak hiçbir zaman bu sayfaları kapatmayı da düşünmedim.
Şu aralar rutin biraz önde. Yazılarımın seyrelmesinin en büyük nedeni de bu. Benzer yemekler pişiyor mutfakta. Çoğunlukla sebze yemekleri. Kıymalı olanlardan. Eeee Arda da yiyebilsin diye tabii. Hala mümkün olan her hafta pazara gidiyorum. Taze sebze meyve alıyor, pişiriyorum ama bunları sizler zaten biliyorsunuz. Küçük Evin Mutfağı bu sayfalarda kendini tekrar eden yazılarla dolmasın diye ben de bir süre yazılarıma ara vermeyi uygun gördüm.
Hayatım daimi bu rutin içinde geçmeyecek elbette. Ancak Arda daha çok küçük. Henüz 1.5 yaşında. Biliyorsunuz bu kadar küçük çocuklar rutini seviyorlar. Dolayısıyla biraz daha zamana ihtiyacımız var. Ancak hem yeni, hem keyifli, hem de heyecanlı bir dönüş bekliyor beni ve sizleri. O zamana kadar da biraz mola veriyorum. Tekrar görüşmek üzere.
Sevgiler,
Pınar
16 Mart 2009 Pazartesi
Soğuk Hava, Sıcak Ev, TV'de Ben!
Bir arkadaşımla program yaparken çoğunlukla kahvaltı saatlerini tercih ediyorum. Çünkü kahvaltı sofralarında sohbet bir başka keyifli oluyor. Bir yandan ocakta çay demleniyor, pişen ekmeğin, böreğin çöreğin kokusu evi sarmalıyor. Sofrayla mutfak arasında gidip gelmeler, boşalan dolan çaylar derken vakit nasıl geçiyor anlaşılmıyor. Tabii hal böyle olunca havanın nasıl olduğu kimsenin umurunda olmuyor.
Bu arada Kanal 1'de Emine Beder ile birlikte katıldığım Ağız Tadı programı 5 Mart Perşembe günü yayınlandı. Arkadaşım Solin ile birlikte yukarıda resmini gördüğünüz son derece mütevazi kahvaltı soframızda programı seyrettik. Ekranda kendimi bir yabancıyı seyrediyor gibi seyrettim. İnanın ekrandaki halim bana hiç mi hiç benzemiyordu:-)
Bu arada Kanal 1'de Emine Beder ile birlikte katıldığım Ağız Tadı programı 5 Mart Perşembe günü yayınlandı. Arkadaşım Solin ile birlikte yukarıda resmini gördüğünüz son derece mütevazi kahvaltı soframızda programı seyrettik. Ekranda kendimi bir yabancıyı seyrediyor gibi seyrettim. İnanın ekrandaki halim bana hiç mi hiç benzemiyordu:-)
Kameralar karşısında yemek pişirmek değişik, hoş bir tecrübe oldu. Herşey bir yana Emine Hanım gibi altın kalpli bir insanla tanışmak çok güzeldi. Sevgilerimle, Pınar
2 Mart 2009 Pazartesi
Sebze Dolması
Eminim sebze dolmasını sizler de çok güzel yapıyorsunuz. İçine başta nane olmak üzere çeşitli baharatlar, tereyağ ve daha pek çok değişik malzeme koyuyor olabilirsiniz. Ben son zamanlarda özellikle sebze yemeklerimi sadeleştirmeye başladım. Bunda hem değişen damak tadımızın hem de bu yemekleri Arda ile paylaşıyor olmamızın etkisi var sanırım.
Yemeklerin sadeleştikçe asıl lezzetlerini daha iyi sunduklarına inanıyorum. Sizlere de denemenizi öneririm.
Malzemeler
250 gr dana döş kıyma
1 orta boy soğan
Yarım bardak pirinç
1 demet maydanoz
Tuz, karabiber
5-6 orta boy domates
4 adet kabak
2 adet patlıcan
Sosu için: 1 tatlı kaşığı salça, 2 bardak sıcak su
Yapılışı
Tüm sebzeleri iyice yıkayalım. İlk olarak domateslerin tepelerini kapak gibi keselim ve içlerini derince bir kasenin içinde oyalım. Domateslerin suları ve çekirdekli kısımları bu kasede biriksin. Biriken iri parçaları ince ince kıyalım. Kaseye kıymayı, rendelediğimiz soğanı, yıkadığımız pirinçleri, kıyılmış maydanozu, tuz ve karabiberi ilave edip iyice karıştıralım.
Kabakların kabuklarını kazıyıp ortadan ikiye bölelim. Herbir parçanın içlerini güzelce oyalım. (Artan bu içleri mücver yaparak değerlendirebilirsiniz) Patlıcanların kabuklarını soymadan ikiye bölüp içlerini oyalım.
Patlıcan, kabak ve domateslerin içlerini kıymalı harç ile doldurup genişçe bir tencereye dizelim. İç malzemeyi çok sıkı sıkı ve dolu dolu koymamaya özen göstermeliyiz. Aksi takdirde pişince şişen pirinçler dolmanın lezzetini bozacaktır.
1 tatlı kaşığı salçayı 2 bardak sıcak suda eritip dolmaların üzerine dökelim. Dolmaları önce harlı ateşte kaynayana kadar tutup daha sonra iyice pişene kadar kısık ateşte pişirelim. Afiyet olsun. Pınar
Yemeklerin sadeleştikçe asıl lezzetlerini daha iyi sunduklarına inanıyorum. Sizlere de denemenizi öneririm.
Malzemeler
250 gr dana döş kıyma
1 orta boy soğan
Yarım bardak pirinç
1 demet maydanoz
Tuz, karabiber
5-6 orta boy domates
4 adet kabak
2 adet patlıcan
Sosu için: 1 tatlı kaşığı salça, 2 bardak sıcak su
Yapılışı
Tüm sebzeleri iyice yıkayalım. İlk olarak domateslerin tepelerini kapak gibi keselim ve içlerini derince bir kasenin içinde oyalım. Domateslerin suları ve çekirdekli kısımları bu kasede biriksin. Biriken iri parçaları ince ince kıyalım. Kaseye kıymayı, rendelediğimiz soğanı, yıkadığımız pirinçleri, kıyılmış maydanozu, tuz ve karabiberi ilave edip iyice karıştıralım.
Kabakların kabuklarını kazıyıp ortadan ikiye bölelim. Herbir parçanın içlerini güzelce oyalım. (Artan bu içleri mücver yaparak değerlendirebilirsiniz) Patlıcanların kabuklarını soymadan ikiye bölüp içlerini oyalım.
Patlıcan, kabak ve domateslerin içlerini kıymalı harç ile doldurup genişçe bir tencereye dizelim. İç malzemeyi çok sıkı sıkı ve dolu dolu koymamaya özen göstermeliyiz. Aksi takdirde pişince şişen pirinçler dolmanın lezzetini bozacaktır.
1 tatlı kaşığı salçayı 2 bardak sıcak suda eritip dolmaların üzerine dökelim. Dolmaları önce harlı ateşte kaynayana kadar tutup daha sonra iyice pişene kadar kısık ateşte pişirelim. Afiyet olsun. Pınar
23 Şubat 2009 Pazartesi
Suskun Mutfak
Ne zamandır Küçük Evin Mutfağı'ndan haber alamıyorsunuz biliyorum. Sakın tembellik ettiğimi sanmayın. Ancak kışın kasvetli havası bizim mutfağa da çöktü sanki son bir kaç haftadır. Çok mutfağa giresim yok. Can istemediğinde yemeklerde de pek tad tuz olmuyormuş, bunu net olarak gördüm. Ben bu dönemleri ara ara yaşarım. Bir dönem sonra şeytanın bacağı kırılır, mutfak yine eski günlerine döner. Bizim şenlikli mutfağımıza kavuşmamız da yakındır anlayacağınız.
Arda 1 yaşına girdiğinden beri yavaş yavaş bizim yediğimiz yemeklere alışmaya çalışıyor. Biz yemeklerimizi onun için biraz daha sadeleştirdik. Doğal olmayan hiçbir şey yemeğe girmez oldu. Örneğin ara sıra kullandığım etsuyu veya tavuk suyu tabletlerden nerdeyse tamamen vazgeçtik. Fazla baharat ve yağ kullanmamaya da özen gösteriyorum. Mutlaka 15 günde bir pazara gidiyor, taze sebze ve meyve alıyorum. Aslında Arda doğmadan önce çalıştığım günlerde bile hafta sonları kurulan pazara gider, mutlaka sebze meyvelerimi taze taze alırdım. Market ürünlerine nedense hiç içim ısınmadı.
Evde her hafta tavuk ve dana kemiği haşlanıyor artık. Sularını 1 gece dolapta bekletiyor, ertesi gün üstünde biriken fazla yağlarını alıyor ve Arda'nın çorbalarında kullanıyorum. Derin dondurucumda bu sayede mutlaka tavuk veya et suyu bulunuyor artık.
Bu satırları yazarken son zamanlarda ne pişirdim mutfakta kayda değer diye düşünüyorum bir yandan. Tadı damağımızda kalan etli bulgur pilavı ve tavuklu nohutun tariflerini mutlaka sizinle paylaşmalıyım mesela. Kış günleri için ikisi de harika seçenekler. Geçen hafta gelen misafirlerime tiramisu yapmıştım. Hem kolay hem de tadına doyum olmayan bir tatlı. Bir de havuçlu kek pişirdim. Bol tarçınlı yumuşacık güzel bir çay saati alternatifi. Ahh ah neden çekmedim bu yemeklerin fotoğraflarını. Söz, bir sonraki ilk denememde bu tarifler sizlerin de elinde olacak. Biliyorsunuz denemediğim ya da güzel bulmadığım hiçbir yemeğin tarifini bu sayfalara koymuyorum.
Bu arada bir haberim var. Hafta içi hergün saat 11.00'de Emine Beder'in Kanal 1'de "Ağız Tadı" adında bir yemek programı oluyor. Fırsatım oldukça takip etmeye çalışıyorum. Emine Hanım her gün değişik bir konuğu ile yemek yapıyor. Program hoşuma gittiği için programa katılmak istemiş, başvuruda bulunmuştum. Programın yapımcıları bugün aradılar. Bu Cuma yapılacak çekimlere davet ettiler. Ne zaman yayınlanacağı belli olunca size de haber vereceğim. Emine Hanım ile yemek pişirmek eminim çok keyifli olacak.
Şimdi mutfaktan pişmekte olan sebze dolmasının kokusu geliyor. Gidip bir bakayım ne durumda. Sonrasında sizlere de bu dolmanın tarifini vereceğim. Görüşmek üzere, Pınar
Arda 1 yaşına girdiğinden beri yavaş yavaş bizim yediğimiz yemeklere alışmaya çalışıyor. Biz yemeklerimizi onun için biraz daha sadeleştirdik. Doğal olmayan hiçbir şey yemeğe girmez oldu. Örneğin ara sıra kullandığım etsuyu veya tavuk suyu tabletlerden nerdeyse tamamen vazgeçtik. Fazla baharat ve yağ kullanmamaya da özen gösteriyorum. Mutlaka 15 günde bir pazara gidiyor, taze sebze ve meyve alıyorum. Aslında Arda doğmadan önce çalıştığım günlerde bile hafta sonları kurulan pazara gider, mutlaka sebze meyvelerimi taze taze alırdım. Market ürünlerine nedense hiç içim ısınmadı.
Evde her hafta tavuk ve dana kemiği haşlanıyor artık. Sularını 1 gece dolapta bekletiyor, ertesi gün üstünde biriken fazla yağlarını alıyor ve Arda'nın çorbalarında kullanıyorum. Derin dondurucumda bu sayede mutlaka tavuk veya et suyu bulunuyor artık.
Bu satırları yazarken son zamanlarda ne pişirdim mutfakta kayda değer diye düşünüyorum bir yandan. Tadı damağımızda kalan etli bulgur pilavı ve tavuklu nohutun tariflerini mutlaka sizinle paylaşmalıyım mesela. Kış günleri için ikisi de harika seçenekler. Geçen hafta gelen misafirlerime tiramisu yapmıştım. Hem kolay hem de tadına doyum olmayan bir tatlı. Bir de havuçlu kek pişirdim. Bol tarçınlı yumuşacık güzel bir çay saati alternatifi. Ahh ah neden çekmedim bu yemeklerin fotoğraflarını. Söz, bir sonraki ilk denememde bu tarifler sizlerin de elinde olacak. Biliyorsunuz denemediğim ya da güzel bulmadığım hiçbir yemeğin tarifini bu sayfalara koymuyorum.
Bu arada bir haberim var. Hafta içi hergün saat 11.00'de Emine Beder'in Kanal 1'de "Ağız Tadı" adında bir yemek programı oluyor. Fırsatım oldukça takip etmeye çalışıyorum. Emine Hanım her gün değişik bir konuğu ile yemek yapıyor. Program hoşuma gittiği için programa katılmak istemiş, başvuruda bulunmuştum. Programın yapımcıları bugün aradılar. Bu Cuma yapılacak çekimlere davet ettiler. Ne zaman yayınlanacağı belli olunca size de haber vereceğim. Emine Hanım ile yemek pişirmek eminim çok keyifli olacak.
Şimdi mutfaktan pişmekte olan sebze dolmasının kokusu geliyor. Gidip bir bakayım ne durumda. Sonrasında sizlere de bu dolmanın tarifini vereceğim. Görüşmek üzere, Pınar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


