26 Mayıs 2006 Cuma

"İtina" üzerine...

Küçük Evin Mutfağı son zamanlarda gezi rehberine döndü sanki. Sevgili Hatice "tariflerini özledik" demiş. Haklı da... 19 Mayıs'ta biz yine yollardaydık ama biraz utandım artık "yine gezdik biz, bakın bir de buralara gittik" demekten galiba.
Aslında 19 Mayıs'ta güzel bir tatil yaptık ama ben bu tatilde dikkat ettiğim çok farklı bir noktayı, biraz da Küçük Evin Mutfağı'nı ilgilendiren bir bölümünü yazmaya karar verdim.
3 günlük tatilimiz süresince kaldığımız butik otelin kahvaltı büfesi bu gördüğünüz resim. İlk bakışta size bir şey ifade etmeyecektir. Haklısınız... Benim bahsedeceğim konu da detaylarda gizli zaten.
Bundan 7 sene evvel ilk gittiğimizde de aynen böyle bırakmıştık bu kahvaltı büfesini. Her gidişimizde, vakumlanmış minik cam kavonozlardaki ev yapımı çeşit çeşit reçelleri, küçük cam kaplarda mayalanmış yoğurtları, buzlar üzerinde herbiri aynı boyda kesilmiş tereyağları, Guzzini kaplarda özenle servis edilen peynir ve şarküteri ürünleri, taptaze meyveleri ve sabahın o loş ışığını aydınlatan mumlarıyla bu butik otelin standartlarını her daim koruduğunu görmek farklı bir güven duygusu vermiştir bizlere. Özenle verilen hizmet karşılığını fazlasıyla alıyor. Bu küçücük otel yaz kış hiç boş kalmıyor.
Gezdikçe gördükçe ne kadar güzel bir ülkede yaşadığımıza her defasında tekrar şahit oluyorum. Ne kadar şanslıyız. Ama maalesef millet olarak "özensiz" ve "baştan savmacı" bir anlayışa sahibiz ve bu Allah vergisi güzellikleri işlemeyi bilmiyor, beceremiyoruz.
Özen insanın kendisinden başlıyor ilk olarak. Temizliğine, dış görünüşüne öncelikle "kendisi için" özenmek ilk basamak. Daha sonra kişinin evine, ailesine, çevresine, işine gösterdiği özenle pekişiyor bu kavram. Özenli olmak baştan savmacılığı bertaraf ediyor. Göze, ruha dokunuyor zira.
Özenin parayla pulla da ilgisi yok. İnsanın içinden gelsin yeter ki. Küçücükte olsa balkonuna koyduğun 2 saksı sardunya bile havasını değiştiriyor o evin. Ne kadar çok çeşit olursa olsun, sofra baştan savma oldu mu lezzet tek başına tamamlayamıyor o sofrayı, eksik kalıyor birşeyler.
Özenmek aynı zamanda "mal kıymeti" kavramını da beraber getiriyor. Sahip olunana iyi bakmak, onu özenle uzun yıllar korumak. Hangi ünlü mağazadan aldığınız pahalı bir masa örtüsünü annenizin, ananenizin çeyizinden kalma bir başkasına tercih edersiniz?


Ananemin deyişiyle "itina etmek" lazım bu hayatta. Kendimize, evimize, ailemize, çevremize... veeee tabii ki sofralarımıza, mutfağımıza.
Sağlıcakla kalın...

7 yorum:

Hanife dedi ki...

Pinar'cigim,
Ne guzel yazmissin yine, ama lutfen daha sIk yaz, oldu mu?
Kahvalti sofrasina da bayildim, nerede bu otel cok merak ettim:)
Guzel hafta sonlari, kizinla seni opuyorum..

Sibel dedi ki...

Kesinlikle haklısın Pınar.. Ne güzel bir kahvaltı büfesi, hele sabah saatinde bile yanan mumlar ne kadar hoş! Bir an için orda olduğumu hissettim ve başka fotoğraf göremeyince (büfeyle ve otelle ilgili yani:) üzüldüm biraz. Hanife'ye katılıyorum, daha çok yaz, tarifin olsa da olmasa da:) Seviyorum bu küçük evin mutfağını ben!

FATİH dedi ki...

öyle görülüyorki yazılan yazıların güzelliği konusunda herkes benimle aynı fikirde.Konu ne olursa olsun insanlar burda yazılanları mutlaka okumak istiyor.Daha çok yazmanızı ve gönül mutfağınızda olanları bizlerle paylaşmanızı istiyoruz.Sadece evinizin mutfağındaki pişirdiklerinizle sınırlı tutmamalısınız bizlerle paylaştıklarınızı.İçinizdeki,fikir dünyanızdaki zenginlikleri bizlerle paylaşmanızı ve bizlere geniş fikir dünyanızdan gün yüzü görmemiş bakış açıları kazandırmanızı bekliyoruz.

Küçük Evin Mutfağı dedi ki...

Sevgili Hanife ve Sibel,
O kadar şekersiniz ki... Ben de sizleri yakından ve zevkle takip ediyorum. Büyük ve güzel bir dünya bu blog dünyası. İnanın ben de yazdıkça hayatın tüm sıkıntılarından uzaklaşıyorum.
Hanife'ciğim, bu butik otel Göcek'te. Adı A&B Home Hotel. Yolun oralara düşerse haberim olsun.
Sibel'ciğim, Otelin sadece büfesini resimlemişim. Bu nedenle başka resim koyamadım canım.
İkinizi de çok öpüyorum.
Sevgiler, Pınar

Küçük Evin Mutfağı dedi ki...

Sevgili Fatih,
İçten ve güzel yorumların için çok teşekkürler. Senin de blog'unu en kısa zamanda görmek dileği ile... Pınar

gastronot dedi ki...

Merhaba Pınar,
Bu yazında sana katılmamak elde değil. Çok benzer konulara değiniyoruz aslında. Sen de benim http://gastronot.blogspot.com/2006/04/fark-yaratn.html yazimi okursan bana hak vereceksin. Çevremizde bu özen alışkanlığını bir kişiye bile bulaştırsak kardır. Sevgiler, iyi ki varsın.
bahar

Küçük Evin Mutfağı dedi ki...

Sevgili Bahar,
Yazını okudum. Hakikaten aynı fikirleri paylaşmışız. Portakal Ağacı'nda Hatice de küçük detayları anlatan bir yazı yazmış blog'unda. Çok hoş...
Dediğin doğru. Yazılarımızı okuyanlara bu konuda biraz feyz verebilmişsek ne mutlu bize. Zira özensiz bir milletiz. Eksiğimiz çok. Senin o güzel blog'unu linklerime memnuniyetle ekliyorum Bahar'cığım... Sevgiler, Pınar