
Bu resimdeki bakır sürahi ve tepsi yaklaşık 60 ila 80 yıllık. Sürahinin içi kalay ile kaplı. Paşabahçe'den bu bakır tepsinin içerisine tam oturan oval bir cam kase aldım. Kahve servisinin yanı sıra salata servisinde de bu cam kase sayesinde kullanabiliyorum bu tepsiyi.
Bendeki bu antika tutkusunun başlangıcı evlendiğim yıllara dayanır. ilk olarak nişanımda kayınvalidem çok şık bir gümüş tabak ile getirmişti nişan çikolatalarını. Sonradan öğrendiğime göre eşimin ailesinde nesillerdir kuşaktan kuşağa erkek evlatların nişanlarında, nişan çikolatalarının koyulduğu el yapımı bir tabakmış bu. Nefis çikolatalar ile süslenmiş bu gümüş tabak kimbilir benden önce daha kaç genç kızın nişanında titreyen ellerine verilmişti...
Antika tutkusu insanı bir kere sardı mı bundan kurtuluş da olmuyor. Gümüş bir tabak ile başlayan bu merak, tuğralı aynalar, zarflı kulpsuz incecik porselen fincanlar, anneannemin taa saraydan geldiğini söylediği dantel gibi dokunmuş kül tablaları, gümüş kaşıklar, pasta takımları ve daha niceleri ile geçmişin büyüsüne hapsetti beni.
Geçtiğimiz günlerde sevgili arkadaşım Ayten'e sabah kahvaltısına gitmiştim. Ne zamandır aradığım bakır tencereleri Ayten'in mutfağında gördüğümde o da bana bunun hikayesini anlattı.
Oğlunun okulunda tanıştığı İtalyan bir bayandan öğrenmiş Ayten bu adresi. Ne ilginç değil mi? Kendi ülkemizdeki adresleri yabancılardan öğreniyoruz!:-)
Amerika'da ve İtalya'daki tanınmış dekorasyon mağazalarına, dizaynları bu ülkelerdeki firmalara ait bakır tencereler, tavalar, şamdanlar ve daha neler neler üretiyor, aynı zamanda Türkiye'nin dört bir yanından gelen antika bakır objeleri toplayıp satıyorlar. Kahvaltı sonrası Ayten ile burayı yani Hak Art'ı ziyarete gittik. Cumartesi günü gittiğimizden firmanın sahibi Mehmet Bey ile tanışamadım ama Mehmet Bey'in yardımcısı Özcan Bey bizi çok güzel bir şekilde yönlendirdi ve yaklaşık 5 kata yayılmış antikalar ve yeni üretim bakır tencere takımları arasında kendimi kaybettim.
Bakır tencerede pişen yemeğin lezzetinin bir başka olduğu söylenir hep. Bunun ne kadar doğru olduğuna artık tanık oluyorum. Günlük kullanımda dikkat edilmesi gereken en önemli unsur kullanılan bakırın kalayının bozulmamış olması. Aksi takdirde, yani kalaysız kullanıldığında bakırın zehirleyici bir özelliği var.
Dekoratif kullanılıyorsa üzerine direkt yiyecek maddesi koyulmadığı takdirde bir sakıncası yok.
İlgilenenler için Hak Art'ın adres ve telefon bilgilerini aşağıda veriyorum. Bu hafta sonu bakır tencerede pişiridiğim etli türlünün tarifini de ilk fırsatta vereceğim. Sevgilerimle, Pınar
Hak ArtDekoratif Eşya ve Metal Sanayi A.Ş.Mehmet DoğanÖzcan YurtbeğendiBakır ve Pirinç Sanayicileri Sitesi Menekşe Cad. No.3 Beylikdüzü- Büyükçekmece İstanbulTel: 0212 876 2686www.hakart.com.tr
Bu bakır tepsi de zamanın izlerini taşıyor. Bahçemize düşen çam kozalakları ve mumlar ile salonumuza hoş bir hava verdi. Bazı akşamlar ışıkları ve televizyonu kapatıp mumlarımızı yakıyor ve CD'ye güzel bir müzik koyup kahve keyfi yapıyoruz.

Bu eski bakraç da bir zamanlar alt kısmından bir yara almış ve tamir görmüş. Kim bilir ne oldu??? Ben içini kalay ile kaplattırdım. Bahçede içini buz ile doldurup şarap şişelerini soğutmak için kullanmayı düşünüyorum.

En sevdiğim parçalar ise bunlar. Tahta kaşıklarımı koyduğum bakır kap 100 küsür yıllık Türkmen işi. Her iki yanındaki kulplar çok hoşuma gitti. Dökme pirinç havan o kadar ağır ki yerinden oynatmak güç istiyor.